Reklam Bütçesi Kanallar Arasında Nasıl Dağıtılır?
Bütçeyi tüm kanallara eşit yaymak güvenli hissettirir ama hiçbir kanalda yeterli veri üretmez. Odaklanmak, dağıtmaktan her zaman daha kârlıdır.
“Hangi kanala ne kadar bütçe ayıralım?” sorusu çoğu işletmede sezgiyle cevaplanır — rakip ne yapıyorsa o, ya da hangi kanal daha “trend” ise ona ağırlık verilir. Oysa doğru dağıtım, huninin hangi aşamasının hangi kanalla beslendiğini anlamakla başlar.
Huni aşamasına göre kanal rolünü netleştirin
Arama reklamları zaten bir ihtiyacı olan kullanıcıyı yakalar; sosyal medya reklamları henüz ihtiyacının farkında olmayan kullanıcıda talep yaratır; display ve retargeting ise markayı hatırlatarak kararı hızlandırır. Bu üçünü aynı hedefle — örneğin “satış” — ölçmek, hangisinin gerçekte ne iş yaptığını gizler.
Talep yaratma ile talep yakalama bütçesini ayırın
Zaten arama yapan kullanıcıyı yakalayan kanallara bütçe kısmak kısa vadede geliri düşürür; talep yaratan kanallara (sosyal, video) hiç yatırım yapmamak ise uzun vadede büyümeyi durdurur. Olgun bir bütçe, ikisini birden — işin doğasına göre genellikle %60-70 talep yakalama, %30-40 talep yaratma civarında — dengeler.
Çok fazla kanala aynı anda yayılmayın
Sınırlı bir bütçeyi beş farklı kanala bölmek, her kanalda algoritmanın öğrenmesi için gereken asgari veri hacmine bile ulaşamamak anlamına gelir. İki veya üç kanalda gerçek anlamda derinleşmek, beş kanalda yüzeyde kalmaktan her zaman daha kârlıdır.
Dağıtımı hedefe göre periyodik olarak güncelleyin
Bir ürün lansmanında farkındalık ağırlıklı bir dağıtım doğruyken, sezon sonu bir kampanyada dönüşüm odaklı kanallara ağırlık vermek gerekir. Bütçe dağılımı bir kere kurulup unutulan değil, hedefe göre çeyreklik gözden geçirilen bir karardır.
Doğru bütçe dağılımı, en çok kanalda var olmak değil, doğru kanallarda yeterince derin olmaktır.
Bu yazıyı hayata geçirelim mi?
Okuduklarınızı markanıza uygulamak için ekibimizle konuşun.